Sarmal Devinim
Ekleyen Ufuk Agun - 14 Kas 2006 09:38 am

Günlerdir yağmur yağıyor İstanbul’da, durmaksızın, durmaksızın… Yere bastığınız ayağınız, coşkun bir nehri engellemiş ancak durduramamışçasına sular altında kalıyor. Sonbaharın çocukları ağaçlardan dökülmüşler, eğlenceli bir oyundaymış gibi çılgınca salınıyorlar sokaklarda…
Bir yanda su altında kalan yuvalar, diğer yanda suya doyan çatlamış toprak… Bir yanda doğum, bir yanda ölüm sanki!..
“Bu nasıl bir denge böyle, söyle sevgilim söyle…”
Yağmur dineli yarım saat oldu. Mis gibi toprak kokusuna karışmış taze çimenlerin eşliğinde, iki nefes ölüm çekmeye çıktım bahçeye…
Günlerdir sokakları yıkayan, evleri basan, pantalon paçalarına imzasını bırakan su yoktu; asfalt kupkuru. Yeryüzüne hakimiyet kurmuş bir imparator edasıyla size hükmeden yağmur, dingin, zavallı, küçük su birikintilerine dönüşmüş.
Nereye gitti onca su? “Yok” mu olmuştu? Nereden gelmişti peki?
“Yerlere düşen damlalar, yine yağmur oluyor mu?”
Ağaçlara bakıyorum, çiçeklere… Neden meyvelerin çekirdekleri, etrafında, çürüdüğünde kendisine gübre olacak katmanla çevrili. Henüz bahar tomurcukları açtığında, bir gün gelip de içinde “can” taşıyacak olan meyveye dönüşeceğini, sonra kendisini dala bağlayan “göbek bağı”nın zayıflayacağını, toprak anaya kavuşup “can”a can katacağını biliyor muydu?
Bir sarmal devinim…
Ya ben? Düşünceleri yağmur misali evrene salınan, her geçen gün uzun ince yokuşu ağır ağır yürüyen Ufuk…
“Yok” mu olacağım? Nereden gelmiştim ki?
“Çığlığım yankılansa, çarpıp da benden bana!..”
Işık ve Sevgiyle…
(01.11.2006/İstanbul)