<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Benden Bana... &#187; İlhan İrem</title>
	<atom:link href="http://ufuk.agun.org/kategori/ilhan-irem/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ufuk.agun.org</link>
	<description>Çığlığım Yankılansa...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Jun 2008 11:42:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kainata Yayılan Dalgalar</title>
		<link>http://ufuk.agun.org/kainata-yayilan-dalgalar</link>
		<comments>http://ufuk.agun.org/kainata-yayilan-dalgalar#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2007 06:16:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden Bana]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan İrem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufuk.agun.org/kainata-yayilan-dalgalar</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluğumun yazlarını bir Anadolu kasabasında tam bir “köy yaşantısı”yla geçirdim. Okulların kapanıp tatilin başlamasından kısa bir süre sonra, ciğerlerime temiz havayı çekeceğim köyümüze giderdim. Büyük şehrin yüksek binaları arasında gökyüzünü görmekte zorlanan bir çocuk için ne büyük mutluluktu. Tarlasını sulamak… deresinde balık tutmak… çobanlık yapmak… uçsuz bucaksız bir ovanın ortasında, masmavi gökyüzünün altında, sapsarı buğday [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğumun yazlarını bir Anadolu kasabasında tam bir “köy yaşantısı”yla geçirdim. Okulların kapanıp tatilin başlamasından kısa bir süre sonra, ciğerlerime temiz havayı çekeceğim köyümüze giderdim. Büyük şehrin yüksek binaları arasında gökyüzünü görmekte zorlanan bir çocuk için ne büyük mutluluktu. Tarlasını sulamak… deresinde balık tutmak… çobanlık yapmak… uçsuz bucaksız bir ovanın ortasında, masmavi gökyüzünün altında, sapsarı buğday başaklarının arasında koşmak, yuvarlanmak… </p>
<p>Kerpiç, 3 göz odası olan sıcacık bir evi vardı dedemlerin, envai çeşit meyve ağaçlı bahçesi de cabası. Akşamları, evin bahçesinde brandadan kurduğumuz “Çadırdan Agarta”ya giderdik kuzenimle. Yıldızları seyretmek bambaşka olurdu, şehir ışıklarının kirletemediği gecede…</p>
<p><span id="more-39"></span></p>
<p>Şimdi rüya gibi gelen o yazlarda bir sorunum vardı. Aylarca ailemin sesini duyamamak. İşte o zaman çocukluk aklımla “komik” bir şey düşüncem vardı. Gecenin sessizliğinde gökyüzünü dinler, Annemin sesini duyacağımı sanırdım. 15-20 cm’lik kare camların ağaç çerçevelerle birleşmesinden oluşan pencerenin yanı başındaydı yatağım. Yıldızlara bakar saatlerce dinlerdim… Dedemin horlama sesi, benim uzayı dinleme girişimlerini sabote etmeye çalışırdı ama olsun…</p>
<p>Gel zaman git zaman, fizik dersleri almaya başladım okulda. Suya atılan taşlar nasıl da dalgalar yaratıyordu. Taşın atıldığı noktadan uzaklaştıkça dalga boyunda değişiklik olabiliyordu ama dalga yayılmaya devam ediyordu. Atlas Okyanusu’na bir meteor düşse, oluşturacağı dalga o kadar yüksek olur ki, bir zaman sonra onun dalga etkisi Haliç’e kadar uzanır. Ama bu etki bizim diğer dalgalardan ayırt edemeyeceğimiz kadar zayıflamış olur. </p>
<p>“Ses dalgası” kavramını öğrendim sonra… Aramda 1 metre olan bir kişiyi duyuyorum. 10 metre olunca biraz daha az ama yine de duyuyorum. 100 metre var ise duyamıyorum. Duyamama nedenim, bu mesafe içerisinde sesin “yok olması” mı? Elbette değil, sadece benim kulağımın algılayamayacağı bir frekansa düşmesi… O ses halen var olsa da bana “yok”muş gibi geliyor. Köpek düdüklerini duymuşsunuzdur, üflendiğinde insan tarafından duyulmaz ancak köpekler tarafından duyulabilir. </p>
<p>Yüksek sesli müzik dinlerken bu ses dalgalarının fiziksel olarak neler yapabileceğini de görebiliyorum; hoparlörün membranı nasıl gelgit hareketleri yapmakta. Karşısına geçtiğinizde sesin dalga dalga yayılışını içimiz titreyerek hissedebiliyoruz.</p>
<p>Sonra anladım ki, çocuk aklımla dinlediğim gökyüzünde yüz binlerce ses dalgası dolaşıyor. Hatta bu hareketin zaman aldığını düşünürsek (suya atılan taşın yarattığı dalgaların zamanla hareket etmesi gibi) geçmişe ait sesler dahi dalga hareketini sürdürüyor. Belki de bugünkü teknoloji veya duyu organlarımızla duyamayacağımız frekansta… “Kulağım çınladı birisi beni andı…” sözü nereden çıktı acaba?</p>
<p>Bir de şu konu var;<br />
Enerjinin korunumu kanunu. Bir şey yoktan var edilemez, vardan yok edilemez; ancak birbirine dönüşebilir. Yerlere düşen damlalar, buharlaşır, yeniden yağmur olur… </p>
<p>Elimize büyükçe bir taş alıp, denize atalım. Bu sırada ve sonrasındaki enerji dönüşümleri nelerdir:<br />
Besinlerden hücrelerimizin dönüştürdüğü enerji, kaslarımızda da hareket enerjisine dönüştü. Bu enerjiyi elimizdeki taşa aktardık. Taş havada hareket ederek yerçekimine karşı koyamayıp sonuçta suya düştü. Suyla teması sırasında hareket enerjisini suya aktardı. Suda dalgalar oluştu ve bu dalgalara yüklenmiş olan enerji suyla aktarılmaya başladı (aynı taşın havadaki hareketi gibi) Sonra dalga kıyıya ulaştı. Orada yok mu oldu? Kesinlikle hayır, enerji kaybolmaz ki. Kıyıda kayalar olduğunu düşünelim. Bu enerjinin bir kısmı kayalara aktarıldı. Kayalara aktarılan enerjinin etkilerini binlerce yılın sonunda görmek mümkün. Aktarılan bu enerjiler zamanla o kayaları param parça ediyor. Kumsallar nasıl oluştu ki? Kayalardan yansıyarak geri dönen enerji ise yolculuğuna bir başka kıyıya vurup yine dönmek üzere devam etti. </p>
<p>Güzel bir çocukluk hikayesinden nereye geldim değil mi? Sıkılmadan okuyacağınız ümidiyle devam etmek istiyorum. </p>
<p>Sonra ergenlik döneminde garip sorular sormaya başladım;<br />
- bir bardağa bakıp “bu bardağın şekli gerçekten böyle mi yoksa ben ve tüm insanlar mı böyle görüyor?”,<br />
- “çok iyi yalıtılmış bir kürenin içine, bir delikten anlık ışık tutsam, iç çeperlerinde yansıyarak sonsuza kadar hareket eder mi? Sonra bir gün açsam küreyi etrafı aydınlatır mı?”<br />
- “Düşüncelerim de ses gibi dalga dalga yayılıyor olabilir mi?”</p>
<p>Bu ve benzeri sorularımı konuşabileceğim tartışabileceğim kimse yoktu. Ne zaman konusunu açmak istesem “fazla ders çalışmış, beyni sulanmış” bakışlarını görebiliyordum. Zamanla baktım ki etrafımdaki insanları sıkıyorum, konuşmamaya başladım bu sorular üzerine…</p>
<p>Ama ses dalgalarına benzer şekilde düşüncelerin de dalga dalga yayıldığını, evrende düşüncelerin hareket ettiğini hayal ettim hep…</p>
<p>2004 yılında <a href="http://www.milliyet.com.tr/2004/05/19/yasam/axyas01.html" target="_blank">bir gazete haberini</a> gördüğümde bir garip his yayıldı içimde: <a href="http://www.milliyet.com.tr/2004/05/19/yasam/axyas01.html" target="blank">Bu haberde</a>, başınıza bağlanan elektrotlarla bir topu hareket ettirmek üzere bir düzenek olduğu yazıyordu. Haberdeki “Beyin Topu”nu biraz araştırdıktan sonra bilimsel çalışmayı yapan enstitüyü buldum:<br />
<a href="http://smart.tii.se/smart/projects/brainball/index_en.html" target="_blank">http://smart.tii.se/smart/projects/brainball/index_en.html</a><br />
Konuyla ilgili pek çok bilimsel açıklamaya buradan ulaşmak mümkün. Sistemin nasıl çalıştığını merak edenler <a href="http://www.i-p.se/doc/IPMB512K.wmv" target="_blank">http://www.i-p.se/doc/IPMB512K.wmv</a> adresindeki videoyu izleyebilirler.<br />
<a href="http://www.i-p.se/index.aspx?page=promotional" target="_blank">http://www.i-p.se/index.aspx?page=promotional</a> adresinde başka açıklama ve videolar da mevcut.</p>
<p>19 Mayıs 2004 tarihinde, İlhan İrem Yahoo mail grubunda bir yazı yazdım, “Beyin Dalgaları” başlıklı. Sonuç olarak benim için beynimizin, kayalara vuran su dalgaları gibi yahut camı kıran ses dalgaları gibi, düşünce dalgaları ürettiğine dair ispatı oldu bu çalışmalar. Bunları bir aracı kullanarak fiziksel etkiye dönüştürmek mümkündü. Hatta aracı kullanmadan, düşünceyle kaşıkların eğildiğini, bardakların kırılabildiğini de duydum, okudum. Bunlar uzak gibi gelse de şu an size, çok daha yakın gelebilecek örnekler vermek istiyorum. 2004 yılında grupta yazdığım maillerdeki gibi;</p>
<p>Bazı insanlarla tanıştığımızda hemen kanımız kaynar, bazı kişilere “nur yüzlü” der, hemen güven duyarız. Size güler yüzle günaydın diyen bir insana tepkimiz onun davranışıyla paraleldir. İşte bu aşamada “sevgi enerjidir”. Birbirimize aktardığımız, çevremize ve evrene yayılan bir enerji…</p>
<p>Bir yerde otururken size bakıldığını düşünüp başınızı çevirdiğinizde gerçekten birisinin size bakıyor olduğunu görürsünüz. Hiç konuşmuyor bile olsa, gergin bir insanın yanından uzaklaşmak istersiniz, aynı odada bulunduğunuz sürece sizi de bir gerginlik alır. Uzun süredir hiç görüşmediğiniz bir arkadaşınızı düşünmenizden kısa bir süre sonra karşılaşırsınız veya telefonunuz çalar, arayan odur… İlginç bir başka şey de halk arasında “Aklıma gelen başıma geldi” gibi bir sözün yer etmiş olmasıdır.</p>
<p>Düşüncelerimiz, hissedişlerimiz, isteklerimiz&#8230; Beynimizin kıvrımlarında dönen her şey dalga dalga yayılıyor evrene. İyi düşünceler, kötü düşünceler… Ve tüm bunlar, bugün yarın, bir şekilde kıyılara vuruyor ve evrenin bütünlüğü içinde bir fiziksel sonuç yaratıyor. Nasıl ki yıllarca ardı ardına kayalara vuran dalgaların, güçlerini birleştirip o kayalara etki etmesi gibi, düşünceler de birleşip olayları etkileyebiliyorlar. </p>
<p>İlhan İrem İstanbul Konseri… Binlerce Yüreğin saf temennileri birleşerek yağan yağmuru durdurmadı mı? “Bir Yıldız”, açılan bulutların arasından yıldızların altında söylenmedi mi?..</p>
<p><a href="http://ilhaniremkonserleri.com/hulusi-tunca-ilhan-iremle-bir-soylesi-kasim-2006" target="_blank">İlhan İrem’in Kasım 2006’da Hulusi Tunca ile yaptığı özel röportaj</a>dan:<br />
“Kainat derin düşüncelerle dönüşür, büyülenir. ”</p>
<p><a href="http://ilhaniremkonserleri.com/hulusi-tunca-ilhan-iremle-bir-soylesi-kasim-2006" target="_blank">Aynı röportaj</a>da İzmir Konserinde yağmurun durmayışı üzerine söyledikleri de konuyla çok ilgili:<br />
“Tümüyle inanç konusudur… Kitleyi ilgilendiren oluşumlarda ruhların eksiksiz buluşması gerek. Büyülü desen hiçbir negatif yaklaşımla, hiçbir noktasında kararmamalı.”</p>
<p>Bu evreni oluşturan bütünün parçalarıyız ve kainat bizim düşüncelerimizle şekilleniyor… </p>
<p>Karanlık hiçbir zaman yok olmayacak ancak bizim bu mavi gezegene daha fazla ışığı, daha fazla sevgiyi sadece isteyerek getirebileceğimizi biliyorum. </p>
<p>Işık ve Sevgiyle…<br />
09.02.2007</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufuk.agun.org/kainata-yayilan-dalgalar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
<enclosure url="http://www.i-p.se/doc/IPMB512K.wmv" length="1848743" type="video/x-ms-wmv" />
		</item>
		<item>
		<title>İrem Bağı</title>
		<link>http://ufuk.agun.org/irem-bagi</link>
		<comments>http://ufuk.agun.org/irem-bagi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2006 13:03:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlhan İrem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufuk.agun.org/20061205/irem-bagi/</guid>
		<description><![CDATA[İlhan İrem&#8217;in 1985 yılında kurduğu İrem Bağı nihayet faaliyete geçeceğini duyurdu. Hemen her sanatçının bir Fan kulübünun olduğu yetmişli yıllardan bu yana açılan ilk fan klüp niteliğini taşıyan İrem Bağı&#8217;nın üyelere kimlik kartı, imzalı fotoğraf gönderilmesi, konserlerde indirim sağlanması, İlhan İrem&#8217;in kaset ve kitaplarında indirim sağlanması gibi bilinen fan klüp etkinliklerinin yanı sıra tüm insanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>İlhan İrem&#8217;in 1985 yılında kurduğu İrem Bağı nihayet faaliyete geçeceğini duyurdu. Hemen her sanatçının bir Fan kulübünun olduğu yetmişli yıllardan bu yana açılan ilk fan klüp niteliğini taşıyan İrem Bağı&#8217;nın üyelere kimlik kartı, imzalı fotoğraf gönderilmesi, konserlerde indirim sağlanması, İlhan İrem&#8217;in kaset ve kitaplarında indirim sağlanması gibi bilinen fan klüp etkinliklerinin yanı sıra tüm insanların kardeşçe yaşadığı bir sevgi atmosferi gerçekleştirmeye çalışacağını açıklayan basın duyurusunda, &#8220;bizce en büyük gerçek yaşamın içinde hissedilerek aksiyona sokulan evrensel sevgi enerjisidir&#8230; Herkes kendi gerçeğini yaşar ve evrende tüm ihtimaller gerçektir. Bizim de onların gerçeklerine, bize zararları dokunmadığı sürece saygı duymamız gereklidir&#8221; deniyor.</p>
<p>Tahmin edileceği gibi İrem Bağı&#8217;nın sloganı &#8220;Işık ve Sevgiyle &#8230;&#8221; İrem Bağı ile ilgili daha geniş bilgi almak isteyenler aşağıdaki adreslere yazabilirler;<br />
PK.18 Ataköy (Aykut Antmen),<br />
PK.39 Kızıltoprak (Murat Ağcabay),<br />
PK.211 Aksaray (Celal Kodamanoğlu)</p>
<p>Haziran 1990<br />
Boom Müzik Dergisi</p></blockquote>
<p><em>Not: İrem Bağı, 1985 yılında bir araya gelmiş İlhan İrem dinleyicileri tarafından oluşturulmuştu. Yani, yukarıdaki 1990 yılına ait haberde belirtildiği gibi İlhan İrem tarafından kurulmamıştır.</em></p>
<p><span id="more-26"></span></p>
<p>1980’li yıllar, Pencere, Köprü ve Ötesi üçlemesinin ve kitabının yayımlandığı, İlhan İrem’in, aslında her şeyin başlangıcı olan “Ben kimim?” sorusuyla başlayan hayatı sorgulayıp açılımlarını anlattığı zamanlar. Son albümüyle halen üzerinde durduğu “Ötesi”ne dair tohumların yeşerdiği ve çevresine yansımaya başladığı yıllar… İşte daha o zamanlarda, bizlerin halen kavrayamadığı bu açılımları yüreklerine eken “Birileri” 20 yıl öncesinin olanaklarına göre çok güzel çalışmalara imza atmışlardır. “Sevecen” dergisinin yayınlanması bunların başında sayılabilir. Işık ve sevgiyle felsefesinin, bugünkü etki alanı bu kadar geniş ise, 1985 yılında bir araya gelmiş olan o kişilerin bunda büyük emeği vardır.</p>
<p>Sadece bu felsefenin yayılması değil, İlhan İrem’in o dönemlerden bu yana, iç uzaylarına çekilerek yarattığı muhteşem yapıtlarda da o güzel Yüreklerin etkisi yadsınamaz. Şöyle ki, İlhan İrem’in o yıllardaki populerliği sonrasında kapılarını medyaya ve şarlatan dahilere kapatması sonucunda, asılsız iddia ve karalamalardan korunmasında mücadele vermişlerdir. Bu bağ olmasa, halen “Konuşamıyorum” şarkısının, kendisiyle birlikte Boğaz Köprüsü’nden intihar etmeye ikna ettiği sevgilisinin aşağıya atlaması, ancak kendisinin atlamaması sonrasında yazdığını bir doğru olarak kabul edebilirdik. Bu ve benzeri pek çok <strong>asılsız haber</strong> İrem Bağı olgusunun temelini atan kişiler ve sonrasında “açılımları yüreklerine eken” başka “Birileri” sayesinde engellendi, engelleniyor… Bu bağ her geçen gün büyüyor… büyüyor…</p>
<p>İrem Bağı, “&#8230;Herkes kendi gerçeğini yaşar ve evrende tüm ihtimaller gerçektir&#8230;” diyor ilk basın duyurusunda. Benzer gerçekliklere sahip insanların bir bütünü oluşturduğu hissediş birlikteliğidir İrem Bağı…</p>
<p>Bugün, 1985 yılında ilk gülücükleri yaşamış, kimi aramızda olmayan o büyük insanların hissedişlerine sahip binlerce Sevecen var. O sevecenler, türlü ortamlarda çıkan asılsız haberlerle, Işık ve Sevgiyle felsefesini kişisel menfaatleri uğruna kullanmaya çalışanlarla, bu felsefeyi ısrarla çıkmaz serüvenlere sürükleme niyetinde olanlarla mücadele ediyor… O sevecenler, İrem’in tüm üretimlerine ulaşmaya çalışıyor, daha iyi kavramaya gayret gösteriyor, <strong>araştırıyor</strong>, kendisini geliştiriyor. Romantik aşk şarkılarıyla başlayan büyü, her geçen gün anlatılmaz senfonilere dönüşüyor. Kendi içinde evrim geçiriyor pek çok Sevecen. İlhan İrem dinlemeye başladığımız gün ile bugünü karşılaştırırsak tarifi zor değişimler geçirmiş olduğumuzu farkedeceğiz.</p>
<p>İlhan İrem, fiziksel bedeninden sıyrılacak bir gün… O’na olan sevgimiz, yolundan edemeyecek yolcuyu… Işık ve Sevgiyle, bizlere bırakılmış bir emanet olacak, sonrakilere teslim etmek üzere…</p>
<p>İrem Bağı; Bir hissediş birlikteliği…<br />
Evrensel sevginin ışıklı neferleri…<br />
En gencinden, yaşı en ileri olanına aynı büyülü nefesi içine çekenlerdir onlar…<br />
Benim, Sensin, Biziz!..</p>
<p>Et ile tırnak bütündür… Yaşadığımız coşkular, yaptığımız buluşmalar, yazdığımız yazılar İrem’in bahçesine ekilen güllerdir…<br />
Yabani otlar tutuşacaktır…</p>
<p>Işık ve Sevgiyle…</p>
<p>Ağustos 2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufuk.agun.org/irem-bagi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
