• Ana Sayfa
  • Hakkımda
  • Görüntüler
  • Arşiv
  • Benden Bana

    Gitmesene…

    Ekleyen Ufuk Agun - 19 Mar 2007 |

    Evden çıkarken artık bir paranoyam oldu, kapıyı açtığımda Kontes yahut Boncuk’un ayaklarımın arasından dışarı fırlayıp merdivenlerden çıkıp gözden kaybolmaları, benim de hiçbir şeyin farkında olmadan kapıyı kapatıp biryerlere gitmem… (Benim odama giriş çıkışlarım sırasında yaşanan rutin durum…) Bu nedenle bazen dış kapıyı açıp çıktıktan sonra her ikisinin de evde olduğundan emin olmak için tekrar eve giriyorum. Halbuki tatile giderken bile elektrik, su, gaz vb şeyleri bir kere kontrol etmem yeterlidir.
    Devam »

    Kainata Yayılan Dalgalar

    Ekleyen Ufuk Agun - 12 Mar 2007 |

    Çocukluğumun yazlarını bir Anadolu kasabasında tam bir “köy yaşantısı”yla geçirdim. Okulların kapanıp tatilin başlamasından kısa bir süre sonra, ciğerlerime temiz havayı çekeceğim köyümüze giderdim. Büyük şehrin yüksek binaları arasında gökyüzünü görmekte zorlanan bir çocuk için ne büyük mutluluktu. Tarlasını sulamak… deresinde balık tutmak… çobanlık yapmak… uçsuz bucaksız bir ovanın ortasında, masmavi gökyüzünün altında, sapsarı buğday başaklarının arasında koşmak, yuvarlanmak…

    Kerpiç, 3 göz odası olan sıcacık bir evi vardı dedemlerin, envai çeşit meyve ağaçlı bahçesi de cabası. Akşamları, evin bahçesinde brandadan kurduğumuz “Çadırdan Agarta”ya giderdik kuzenimle. Yıldızları seyretmek bambaşka olurdu, şehir ışıklarının kirletemediği gecede…

    Devam »

    Nurlu Kapılarda…

    Ekleyen Ufuk Agun - 27 Ara 2006 |

    Nurlu kapıların Cennet Havarisine!..

    Çok güzel bir birlikteliğin koynundayız…
    Kimilerinin düşlerinde dahi görmediği, kimbilir göremeyeceği gerçekliklerdeyiz…

    Bunun bir bedeli var; ödedik, ödüyoruz…

     

     

    Devam »

    Mavi Rüya

    Ekleyen Ufuk Agun - 30 Kas 2006 |

    Mavi YolculukKendini doğaya teslim edeceğin ve doğanın tüm güzelliğini, mavi ve yeşilin tüm tonları ile sana sunacağı bir tutkudur Mavi Yolculuk… Sadece bedenin değil, ruhun da dinlenişi, hatta daha ötesi; bir kültürdür…

    Yakamozun, ay ışığının denizdeki yansıması olmadığını öğrenmektir… Bir gece yarısı, yakamozla sarmalamaktır bedenini, aysız gökyüzünün altında…

    Günün yirmi dört saatinin herhangi bir dakikasında, yeşilin yansıdığı kristal lacivert sulara karışabilmektir… Kekik kokulu meltemin eşliğinde, satırların arasına girmek, doyasıya  okuyabilmek…

    Devam »

    Necip Hablemitoğlu

    Ekleyen Ufuk Agun - 18 Kas 2006 |

    Necip HablemitoğluYıl 1994…

    Üniversitenin ilk yılı. Birinci sınıfın derslerinden İnkılap Tarihi dersi, günün sıradışı saatine koyulmuş. Çünkü saat 17:00′den sonra dersimiz yokken, İnkilap Tarihi 18:00′den hatta 19:00′dan sonra yapılırdı. İlk defa bir amfiye girmiştim. Böyle bir oturma düzenini en son ilkokulda, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda katıldığımız folklor yarışmasından hatırlıyordum. O saatte okulda derslere girecek öğrenci bulunmazdı genelde. Bilardo salonları veya kafeteryalar daha yoğun olurdu okuldan.

    Devam »

    Sarmal Devinim

    Ekleyen Ufuk Agun - 14 Kas 2006 |

    Sarmal Devinim

    Günlerdir yağmur yağıyor İstanbul’da, durmaksızın, durmaksızın… Yere bastığınız ayağınız, coşkun bir nehri engellemiş ancak durduramamışçasına sular altında kalıyor. Sonbaharın çocukları ağaçlardan dökülmüşler, eğlenceli bir oyundaymış gibi çılgınca salınıyorlar sokaklarda… 

    Bir yanda su altında kalan yuvalar, diğer yanda suya doyan çatlamış toprak… Bir yanda doğum, bir yanda ölüm sanki!..

    Devam »